Anasayfa Hakkında Haberler Resim Galerisi Aladag Videolari İletişim
   Hakkında
   Ziyaretçi Defteri
   Torosların İncisi Aladağ İlçesi
 
   Nüfusu
   Kurtuluş Savaşı
   Tarihi
   Sözlük A-H
   Sözlük I-Z
 
   Dernek Tüzüğü
   Dernek Yönetimi
   Başkanın Mesajı
 

Kurtuluş Savaşı

İŞGAL GÜNLERİNDE ALADAĞ VE MİLLİ MÜCADELE

Yusuf DELİKOCA

Araştırmacı- Yazar

Vatanın düşman işgali altında kalması sonucu birçok milliyetçi ve işgale karşı bilinen vatan evladı sürgün edildi. Günlerce ölüm tehdidi altında kalan fakat Kozan’ı terk ederek kurtuluş çareleri aramak için yola çıkan çare üç Kozanlı Kayseri’de bir şeyler yapabilme derdine düştüler. Sivas’a gitme ve kongreye katılma kararı aldılar. Mustafa Kemal Paşa’ya Kozan’ın ve Çukurova’nın durumunu anlatacaklardı. Kendilerine katılan Topal Mustafa Efendi’yi de yanlarına alan Hulusi Kurtoğlu ve Halil Topaloğlu, hasta yatağında yatan Hasan Sehlikoğlu’nu Kayseri’de bırakarak Sivas’a doğru yola çıktılar. Bütün yollar artık onlar için Sivas’a gidiyordu. Fakat hava sert ve mesafe uzundu. Kolay aşılacak gibi değildi. Yolculukları günlerce sürdü. Sivas’a vardıklarında kongre bitmişti. Üzüldüler. Fakat Mustafa Kemal oradaydı. Onunla görüştüler. Durumu anlattılar. Kuvay-ı Milliye’yi anlattılar. Onu ikna ettiler. Mustafa Kemal, Yunan işgalinden dolayı batı bölgesinde cephenin güçlendirilmesinden yana tavır koymuştu. Fakat Adana insanının işgal güçleri karşısında şerefli duruşunu öğrenince Adana ve Toros dağlarının eteklerinde cephe açma kararını verdi. Topçu Binbaşı Kemal Bey’i ve Topçu Yüzbaşı Osman Tufan Bey’i komutan olarak tayin etti.

İşgal Günlerinde Adana

Sivas’tan hareket ettiler. 3 Aralık günü Kayseri’ye Mustafa Kemal’in emriyle 20. Kolordu kumandanı Ali Fuat Paşa’da geldi. Onun Kayseri’ye çağırdığı ve Niğde’de 41.Tümen Kumandanı olan Emrullah Bey’de geldi. Topçu Yüzbaşı Kemal Bey, Topçu Yüzbaşı Osman Tufan Bey, Ali Fuat Paşa ve Emrullah Bey bir araya geldiler. Ali Fuat Paşa, önlerine bir harita açtı. Harita Toroslar dağlarından tüm Çukurova’yı kapsıyordu. Ali Fuat Paşa, haritaya baktı. “Bu bölgenin tek elden idaresinin zor olduğunu” söyledi. “İkiye ayıralım”dedi. Daha sonra düşündü ve “İkinci arkadaş kim olacak? ”diye sordu. Yüzbaşı Osman Tufan Bey, “Olsa olsa Jardarma Yüzbaşı Ali Ratip olur” dedi. Bunun üzerine 41.Tümen Kumandanı Emrullah Bey “Canım, o kanı delinin biri kaş yapayım öyle derken göz çıkarır” dedi. İtiraz etti. Ali Fuat Paşa ise “bize de öyle adam lazım” dedi. Ali Ratip Bey’i çağırdılar. Ali Ratip Bey, Kayseri Jardarma Bölük Komutanlığı görevini yürütüyordu. Ülkenin yer yer işgal edildiği haberlerini aldığında işgallere tepki gösterdi. Protesto mektupları gönderdi işgali protesto etmek için. Kayseri’de kurulan Reddi İlhak Cemiyeti başkanlığını da üstlenerek halkı milli mücadele için yönlendirmeye çalışıyordu.

Ali Ratip Bey, kısa süre içinde toplantı yerine geldi. Ona yapacağı görev anlatıldı. Memnuniyetle kabul ettiğini söyledi. Ali Fuat paşa, haritayı yeniden masanın üzerine serdi. Zamantı suyu hudut olmak üzere bölgeyi ikiye ayırdı. Osman Tufan Bey’e Doğu Kilikya, Ali Ratip Bey’e Batı Kilikya verildi. Bu karara göre Bereketlimaden, Pozantı, Gülek ve Tarsus hattını içine alan bölge Batı Kilikya Cephesi Komutanı olan Ali Ratip Bey’in sorumluluğundaydı.

Toplantı bitti. Durum Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal paşa’ya Ali Fuat Paşa tarafından bildirildi. Ali Ratip Bey, kısa süre içinde hazırlıklarını tamamladı. O hayatının en büyük ve en zor görevine hazırlandığının farkındaydı. 12 Aralık 1919 günü Mustafa kemal Paşa’dan bir talimat aldı. Talimatta Karaisalı bölgesine bir karargâh kurulması, kısa zamanda bölge insanının teşkilatlandırılması, milli kuvvetlerin nizamiyeye göre teşkil edilmesi ve takma adının da Tekelioğlu Sinan Bey olduğu bildiriliyordu. 15 Aralık günü Niğde’ye hareket etti. Orada Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yetkilileri, 42.Tümen Komutanı Emrullah Bey ve askeri yetkililerle görüştü. Silah ve bütün savaş gereçlerini Niğde’den sağlayacaktı. Oradan kendisi ve yardımcıları için her birine yüzer fişek hesabıyla beş mavzer, on bomba ve üç yüz küsür lira ayrıldı. Bunları aldı. Yedek Subay Kemal Şahin, Süleyman ve Kozan’lı Sehlikoğlu Hasan Efendilerle birlikte Karaisalı’ya doğru yola koyuldular. Kılık kıyafetlerini değiştirdiler. Av derisi tüccarları gibi giyindiler. Kendilerini av derisi tüccarı olarak tanıttılar.

Kara kış kendini Toroslarda çoktan göstermişti. Kar yağıyor ve hava soğuktu. Günlerce yol aldılar. Yol üstündeki köylerde konakladılar. Bin bir güçlükle kuzey dağlık bölgesine ulaştılar. Bir çok köyü dolaşarak Karaisalı’dan haber almaya çalıştılar. Karaisalı civarında Barak Dağında konaklayarak Karaisalı’da olup biteni gözlediler. İlçe merkezindeki durumu anlamak için Kaymakam Cemil Bey’in yanına akrabası Hasan Efendi’yi gönderdi. Kaymakam Cemil Bey, Fransızların çok güçlü olduğu ve derhal uzaklaşmaları haberini gönderdi. Bu haber üzerine durum değerlendirmesi yapmak ve daha güçlü bir şekilde dönmek için oradan ayrıldılar. Niğde’ye döndüler. Mustafa Kemal’e durumu aktardılar.
Sinan Tekelioğlu, Niğde’de kendisine bir müfreze kurdu. Karaisalı bölgesinde çete reisliği yapan ve köylülere sözü geçen ağaların adlarını aldı. Bir kısmıyla görüştü. Hazırlıklara tam anlamıyla başladı. Kara kış yerini yavaş yavaş bahara bırakmaya başladı. Güneşin biraz daha sıcak doğduğu ve günü biraz daha fazla aydınlattığı Mart ayının ortalarında yeniden Karaisalı bölgesine doğru harekete geçti. Yanında Üsteğmen Süleyman, Vahit Doğan ve Teğmen Besim Albayoğlu ile bir müfreze vardı. 24 Mart günü Fransızların Cevizli karakolunu bastılar. Karakoldaki Fransızları esir aldılar. Türk jandarmaları ile birlikte Kamışlı’ya girildi. Halkın sevinç gösterileri ile karşılandı. Bucak Müdürü görevinden alındı. Sinan Tekelioğlu, burada bir karargâh kurdu. Milli mücadele için emek harcayan, fedakârlıklar gösteren Kara Kâhya’yı cephe komutanı olarak atadı. Orada bir gece dinlendiler. Halkla kaynaştılar. 28 Mart günü Karanfil Dağını aştılar. Yavaş yavaş erimeye başlayan kar sularından içtiler. Abdest aldılar. Namaz kıldılar. Karaisalı’nın Yeni Köy ve Sofulu karakolları düşürüldü. Halkın içinden eli silah tutanlar müfrezeye katıldılar. Bir gecede orada dinlendiler. 30 Mart günü Fransız işgali altında bulunan Karsantı’ya girdiler.

Karsantı, Aladağlarda bir tepe yamacına kurulmuştur. Adını Karsantıoğullarından almıştır. Yöre halkı Ramazanoğulları ile Çukurova’ya gelen Yörüklerden oluşmuştur. Karaisalı ile Kozan yöresi arasındaki ormanlık alanın hâkimi idiler. Türkmen Şarkpare oymağına mensup olmaları muhtemeldir. Karsantıoğulları, yaklaşık olarak üç yüz yıl boyunca yaşadıkları bölgeye hâkim olmak için savaş verdiler. Birçok kez Karaisalı bölgesinin hâkimiyetleri altına almış olan Menemencioğulları ile kavgaya tutuştular. İşgal öncesi Karsantı’da iki mahalle bulunmaktadır. Mansurlu ve Karaköy nahiyelerinden oluşmaktadır. Ve bu iki mahallede toplam altmış hane ev bulunmaktaydı. Altmış hane evin kırk beşe yakını Rum olup geri kalanlar ise Müslüman’dılar. Müslümanlar Mansurlu Mahallesinde, Rumlar ise Karaköy Mahallesinde ikamet ediyorlardı. İki ayrı muhtarlık vardı. Rumların burada kiliseleri ve çeşitli okulları bulunmaktaydı. Rumlar, demircilik, oymacılık, ayakkabıcılık ve dericilikte ustalaşmışlardı. Müslümanlar ise daha çok hayvancılık ve çiftçilik yaparlardı. Rumlar ile Müslümanlar arasındaki dostluk işgal döneminde de sürmüştür. Küçük husumetler dışında önemli olaylar yaşanmamıştır. Karsantı işgalini Fransız Komutanı Norman gerçekleştirmiştir. Bu bölge halkına işkence ve zulümler yapılmamıştır. Fakat, hükümet konağında Fransız bayrağı dalgalanmıştır.

Milli kuvvetlerin Karsantı’ya girişi ile onları Ermeni zanneden halkın bir kısmı dağlara doğru kaçmaya başladılar. Daha sonra milli kuvvetler olduğu haberini aldılar. Geri döndüler. Fransızları tutukladılar. Karakollar basıldı. Esirler serbest bırakıldılar. Türk bayrağı göklerde dalgalandı. Karsantı ve çevresinden birçok kişi onlara katıldı. Karsantı Müfrezesi kuruldu. Oradan Karaisalı’ya doğru harekete geçildi.


5 Ocak 1922- Adana


KURTULUŞ MÜCADELESİNDE İKİ KARSANTILI KAHRAMAN

1) Karsantı Müfrezesi Komutanı Karsantılı Şehit Kel Ahmet Ağa…

Karsantı ve çevresinde kendini sevdirmiş olan Ahmet Ağa, Fransızların Çukurova’yı işgali sonrasında Karsantı’ya kadar gelmesi karşısında bölgede ilk Kuvayı Milliye teşkilatını kuranlardan biridir.

Milli Kuvvetler Komutanı Sinan Tekelioğlu, 30 Mart 1920 günü Karsantı’ya girdi. Milli kuvvetlerin Karsantı’ya girişi ile onları Ermeni zanneden halkın bir kısmı dağlara doğru kaçmaya başladılar. Daha sonra milli kuvvetler olduğu haberini aldılar. Geri döndüler. Fransızları tutukladılar. Karakollar basıldı. Esirler serbest bırakıldılar. Türk bayrağı göklerde dalgalandı. Karsantı ve çevresinden birçok kişi Milli kuvvetlere katıldı. Bunlardan biri de Ahmet Ağa olmuştur. Ahmet Ağa on kişilik müfrezesi ile vatan uğruna savaşmak için cepheye koşan Karsantı halkının öncülerinden oldu. Onun katılması ile birçok kişi daha milli mücadele için silah kuşandı. Oradan Karaisalı’ya doğru harekete geçen Sinan Tekelioğlu ile Karaisalı’ya geçti. Burada cephe teşkilatına girdi. Karsantı Müfrezesini kurdu ve komutanlığını üstlendi. Pozantı yolu üzerindeki karakolların baskınlarına katıldı. Birinci ve İkinci Kavaklıhan savaşlarında büyük yaralılıklar gösterdi.

14 Ağustos 1920 günü Adana şehir merkezi Sülüklü Pınar mevkiinden bombalandı. Fransızlar, bu saldırını intikamını almak ve Milli Kuvvetleri Kurttepe’den atmak amacıyla 15 Ağustos 1920 günü sabaha karşı Kurttepe’ye uçaklarla baskın düzenlediler. Adana’yı top atışlarına tutmak için getirilen topların korunması için görevlendirilen Karsantı Müfrezesi Komutanı Ahmet Ağa ve on kişilik müfrezesi Fransız uçakların saldırısı karşısında cephe gerisine doğru topları çekerken şehit düştü.

Karsantı Müfrezesi’nin şehit komutanı Ahmet Ağa, Çukurova Kurtuluş mücadelesinin isimsiz vatan kahramanlarından biri olarak tarihin altın sayfalarında yerini almıştır.

2) Kuvayı Milliye’de Bir Destan Hamza Akbulut
Hamza Akbulut, 1900 yılında Aladağ ilçesinin Gireği Köyü’nde doğdu. Bir evin altı çocuğunun en küçüğü olan Hamza Akbulut, doğumundan altı ay önce babasını kaybedince babasının adı olan Hamza ismi kendisine verildi. Bütün çocukluğu çobanlık yaparak, ekin biçerek, tarla sürerek Gireği Köyü’nde geçti. Ağabeyi Ahmet Hoca’dan okuma yazma öğrendi.

Birinci Dünya Savaşı başladığında iki kardeşi askere alındı. Himmet isimli kardeşi Yemen’de, Yusuf isimli kardeşi Çanakkale’de şehit düştü. İki kardeşinin de şehit olmasından dolayı genç Hamza silâhaltına alınmadı.

Çukurova ve Torosların Fransızlar tarafından işgalinden sonra oluşan Kuvay-ı Milliye birliklerini düzenli hale getirmek ve Milli Kuvvetler Komutanlığı’nı Karaisalı’da kurmak için Sinan Tekelioğlu, Karsantı üzerinden Karaisalı’ya geçmek için 30 Mart 1920 günü bir müfreze ile Karsantı’ya geldi. Burada bulunan Fransızlar bir kısmı kaçtı. Bir kısmı da esir alındı. Sinan Tekelioğlu, bir gece burada kaldı. Daha sonra Karaisalı’ya doğru harekete geçti. Sinan Tekelioğlu ile onlarca Karsantılı çete yazılarak Karaisalı’ya geçti. Bunların arasında Hamza Akbulut’ta vardı. Hamza Akbulut, Karaisalı bölgesine bağlı olarak Karsantılı Ahmet Ağa Müfrezesi’nde savaştı. Karsantı Müfrezesi’nde 1920’nin Temmuz ve Ağustos aylarında Kurttepe’ye Fransızların yaptıkları baskınlarda mücadele etti. 15 Ağustos 1920 günü Fransız uçaklarının yaptığı amansız baskında Karsantı Müfrezesi Komutanı Ahmet Ağa ve on mücahit şehit düştü. Hamza Akbulut hafif yaralı olarak baskından kurtulabildi. Karsantı Müfrezesi dağıldı. Hamza Akbulut, mücadelesini İbo Osman Ağa ve diğer müfrezelerde sürdürdü. Fadıl savaşlarında düşmana karşı kazanılan büyük zaferde onunda hizmeti oldu.

Çukurova’nın kurtuluşunun kesinleşmesinden sonra Nisan 1920’de Batı cephesine gönderilen mücahitlerin arasında o da vardı. Hamza Akbulut, Afyon Cephesi’ne gönderildi. İlk mücadelesini Tınaztepe’de verdi. Burada verdikleri çetin mücadeleler sonra düşman askerleri geri çekildi. Geri çekildikleri yerlerdeki tüm köyleri ve köylüleri yaktılar. Hamza Akbulut ve mücahitler gördükleri katliam manzaralı karşısında düşmanı bir an önce yurt topraklarından kovmanın hesabıyla mücadeleye devam ettiler. Dumlupınar çarpışmalarına ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda katıldı. Günlerce verilen mücadele sonucunda düşman bozguna uğradı.

Hamza Akbulut, terhis olduktan sonra İzmir’e geçti buradan Mersin’e gemi ile hareket etti. Mersin’den Adana’ya kadar yaya olarak geldi. Adana’dan da köyüne döndü. Köyünde yaşamını sürdürürken Şeyh Sait isyanından dolayı tekrar askere alındı. Üç ay kadar İskenderun ve Dörtyol’da askerlik yaptı. Tekrar köyüne döndükten sonra yaşamını burada sürdürdü. İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Hamza Akbulut, Türk Kurtuluş Savaşı boyunca Adana Cephesi’nde, Afyon’da, Dumlupınar’da, Baş Komutanlık Meydan Muharebesi’nde düşmana karşı savaşan ve düşmanı İzmir’de denize döken mücahitlerden isimsiz bir vatan kahramanıdır.

 
ADANA
Dolar Alış
Dolar Satış
Euro Alış
Euro Satış
   Dölekli Köyü İsa SARIKAYA
   Hasan Yıldız Bireysel Sitesi
   Yetkiner ATEŞ Bireysel Sitesi
   Aladağ - Wiki
   Aladağ Restaurant
   Eğnere Motorla Seyahat
   Eğner Alabalıkçılık
   Aladağ Fotoğrafları
   Aladağ İlçe M.E.B
   Aladağ Rehber Sitesi
   Akören Belediyesi
   Büyüksofulu Köyü Web Sitesi
   Aladağ Belediyesi
   Aladağ Kaymakamlığı
Aladağlılar Kültür Dayanışma Yardımlaşma ve Çevreyi Koruma Derneği 1997 - 2009 - ALDER - Yönetim Paneli